PRANGALAR

PRANGALAR

Kızgın bir kumda yalın ayak yürüyorum sanki. Yüreğime düşen acı yakıyor her zerremi. Dağılmış sessizlik. Her şey bir başıboşluk içinde…
Prangalar eskiten şafak, söküyor içini ne bir matem ne sitem var ayrılıklara. Her şey olduğu kadar saklıyor içindekileri. Meftun gece döküyor iniltilerini. Bekleyen, bekletiyor bir yerlerde. Kavuşsak, nazar değecek. Belki yüreğimize hicranı yâr-i pakimize sürüyor, korkular üzerimize üzerimize geliyor. “Böyle sevmek mi kaldı?” diyorlar. Yapma azizim, yapma, diyorlar.

PRANGALAR

Ne bilsinler sana baktığımda ne gördüğümü. Ne bilsinler seni sevdireni gördüğümü. Yine aynı yerden vuruyor acılar.
Sussam, içim susmuyor ki. Onca çeşmede kırık testiyim. İşte, alınyazısına yazılmış. Kadere razı olmaktan ötesi nedir ki can! Toprağın üşüdüğü insanlar var görmez misin? Avuçlarına düşen gözyaşından mı şikâyetçisin? Gönülde, ne yangınları kor kül eden var.

@icreedebiyat sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: